Haber - Zeki Dara 

Hakkâri düğünlerinde davul, zurna ile pîk veya bilul denen kaval dışındaki müzik aletleri pek kullanılmaz, halaylar stran adı verilen, karşılıklı söylenen türkülerle çekilir. Bu türküler Hakkâri insanı için hala vazgeçilmezliğini koruyor.

Hakkâri sözlü kültüründe önemli bir yere sahip stranların her birinin ayrı bir hikâyesi var. Bunların yine her biri değişik bir halayla birlikte söylenir.

El ele tutuşulan, kol kola girilen veya eller önde omuz omuza durarak çekilen bu halaylarda yüzlerce kişi yer alır. Dengbêjler ve stranbêjler saatlerce durmadan şarkılar söyler, halay çekenler ise hep bir ağızdan bu şarkılara karşılık verir.

Yıllar önce Hakkari kent merkezine yerleşen Çukurca Işıklı (ziyaniş) Köyü dengbêj ve stranbêjler ise; Hespê Beyzade, Sêva Sorê, Bilêcan Û Bilêcan, Elo Dino, Lêlê Weso, Celeban Û Celeban, Hay Beyne Beyne Evdalo Mal Û Beyne, ,Momınê Hede Hede Moma Daye, Mem Ebasî gibi stranlar ile düğünlere renk katıyor.

Kimi zaman bir aşk hikayesi, kimi zaman bir savaşı yada kavgayı konu alan stranlar büyük ilgi ile dinleniyor. Düğün ve diğer özel günlerde oyun havaları, heyranok ve pazyizok sözlü geleneğe dayalı eserler yaşatılıyor.

Dengbejlik geleneğini düğünlerde yaşatmaya çalıştıklarını anlatan Kerem Aydın, bu kültürün dedesinden, babasına kaldığını ve kendisinin de çocuğuna bırakacağını söylüyor.

Kültürünü taşımanın gurunu yaşadığını ifade eden Aydın, ‘’Düğünlerimizde sürekli bu şarkıları arkadaşlarımız ile beraber söylüyoruz. Bu klamlar hiçbir zaman yazılı olarak bizlere kalmadı. Bizler sözlü olarak devr aldık bu kültürü yaşatmaya çalışıyoruz. Her ne kadar şimdiki düğünler orkestra ile çalınsa da bizlere zevk vermiyor. Elimizden gelene kadar bu kültürü yaşatmaya çalışacağız" ifadelerini kullandı.

Dengbejlerde Davut Çetinkaya ise çok eski tarihlerden beri var olan bu geleneği yaşattıklarını söyledi.

Özelikle 3 kişinin söylediği 3 kişinin ise tekrar ettiği stranların yüzlerce kişi tarafından söylendiğini bunun da halaya bir ayrı bir ritim kattığını belirten Çetinkaya "Dedelerimiz babalarımız bu geleneği bize kadar getirdiler. Atalarımızın emaneti olan bu geleneği bi sürdürüyoruz. Bundan sonra da çocuklarımıza öğreteceğiz ve onlara emanet edeceğiz" dedi. 

Çetinkaya, "Eskiden köye yaşadığımızda düğünler çok uzun sürüyordu ve farklı bir eğlencemiz yoktu. Uzun gecelerde bu klamları ve stranları söylüyorduk. Bizler bu geleneklerin yaşaması için bugün de düğünlerde yerel kıyafetleri giyerek devam ettiriyoruz. Umarım bu Dengbejlik kültürü hiç bir zaman kaybolmaz . Biz Köyden geldikten sonra saz gurupları kuruldu yoksa eskiden köylerimizdeki düğünler hep bu dengbejlerin söyldediği stranlar ile yapılırdı. Biz Pinyanişileri için önemli olan bu geleneği yaşatmak için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Kına gecesinde tüm akrabalarımız sağdıçın evinde toplanır geç saatlere kadar stranlar söylerler. Düğün bitene kadar da bu böyle devam eder Köyde iken düğünlerimiz 3 gün 3 gece sürerdi." şeklinde konuştu. 

Eski sanatçılardan ve sesi ile çevresinde nam salan Şahin Çetinkaya da özelikle Çukurca bölgesi düğünleri dengbejlerin sesi ile ayrı bir renk ve havaya büründüğünü belirtti. 

Gençlerden dolayı düğünlerine saz ekipleri getirdiklerini söyleyen Çetinkaya, "Düğünlerimize Yüksekova'dan, Çukurca'dan, Durankaya'dan Van'dan misafirler gelir. Genelde düğünlerimizi dengbejlerin söylediği klamlar ile sürdürüyoruz. 3 kişi söyler 4- 5 de çevirir. tüm misafirlerimiz de bu stranlara herkes de eşlik ederek halayını çeker. Kına gecesi de sağdıcın evine gittiğimizde biz dengbekler divan kurup gece 12'ye kadar bu böyle devam ediyor. Sonra da dengbejler Sülav parçasını söylüyorlar. Pazar günü ise damat düğün alanına götürülür. Çocuklarımız, gençlerimiz bizi dikkatle izliyor ne yaptığımızı yaşayarak bizden öğreniyorlar. Günü geldiğinde bizim yaptığımızı onlar da yapacaklar" dedi. 

Çetinkaya düğünlerine iştirak eden tüm davetlilere teşekkür ederek gelin ve damada ömür boyu mutluluklar diledi.

Editör: Zeki DARA